Futbola dönelim.
En acısı da takımın bir yerlere gelmesi futbolcularına bağlı en çok. Ya onlar? İşte olay onlarda bitiyor. Onlardaysa bir umursamazlık. Yazık değil mi takıma? Ne hakkınız var?
İşte olay benim elimde değil.Ben ne denli desteklesem de onlar bir zahmet oynamadıkça olmuyor işte. Onlar sanki zorla futbolcu olmuş,sanki zorla maça getirilmiş gibi yapınca olmuyor. Bu sözleri hak etmeyen kaç kişi var takımda? Üç? Dört olsun.
Benim Ahmet Abim,Ayşe Ablam yemesin içmesin Galatasaray'ıma katkı yapacağım,diye kendinden ödün versin. Güzel bir takım dilesin.Ama yok!
Adam iki kuruş para alıyor. Ondan artıyor. Ama futbolcular sanki az para alıyormuş sözleşme öncesi pazarlıklar pazarlıklar. Bir de bitse de gitsek,havaları. Oh ne güzel. Maç başına ücret,ordan burdan artı gelir. Ama yok!
Ver Ahmet Abimin,Ayşe Ablamın emeğinin karşılığını. Emek harca biraz şu takım için. Uyuma,bizi kötü futbolla uyutma.
Ben mesela,öğrenci olduğum için çok katkı veremesem bile şu takıma en azından dergi almak için metro paramdan artıyorum. Minibüse binmiyorum,yürüyorum. Değer bu takım için. Ancak bazıları için değmez.
Maçtan sonra kaç kişi üzüldü?
Ağlayacaktım,bunlar yüzünden ağlama,dedim güçlükte tuttum kendimi. İki tane iyi oynayan arkadaşın varsa onların da emeklerini yiyorsun.
Taraftarın düşlerini ykıyorsun.
Yabancı sınırı var;oynarız abi nasıl olsa... Oh hiç geliştirme kendini.
Yaparız iki yürekli davranış,söyleriz şöyle yürek titretecek iki söz,... Unutulur her şey.
Sen alırsın paranı,taraftar döker göz yaşı. Futbolcularımız içinde de varsa ''Galatasaraylı'' onlar için de geçerli değil mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder